Hepimiz Sosyal Medyanın Asla Özgür Kalamayacak Köleleriyiz

Durup bir düşünelim; Google bundan birkaç hafta önce bir görüntülü sohbet uygulaması tanıttı. Evet, doymuyor. Bir tane daha tanıttı.
Hepimiz Sosyal Medyanın Asla Özgür Kalamayacak Köleleriyiz
  • 30.10.2016 / 12:56
Durup bir düşünelim; Google bundan birkaç hafta önce bir görüntülü sohbet uygulaması tanıttı. Evet, doymuyor. Bir tane daha tanıttı. Google’ın şimdi Hangouts’dan sonra Google Duo adında nur topu gibi bir görüntülü konuşma uygulaması daha oldu. Microsoft Skype, Apple Facetime ve Google Duo büyük şirketlerin kullanıcılar için sundukları anında mesajlaşma uygulamaları olarak derviş veriyorlar. Yani bu da demek oluyor ki, her büyük şirket aynı amaca yönelik farklı uygulamalarla kendi kulvarlarında kapışıyorlar.
 

Internet! Nereden nereye?

Şimdi buradan başka bir kavrama geçmek istiyorum. İnternetin ilk çıktığı ve kullanıcılara hizmete açıldığı zamanlarda bu olgu neye hizmet ediyordu? Oturup bir düşünelim. Anlam olarak amacı karşılıklı görüntülü sohbet miydi? Yoksa bu noktaya farklı rekabetlerin ve pazarlama stratejilerinin sayesinde mi geldik? İnternet ilk tabana yayılmaya başlarken bu olgunun “özgecil” bir amacı vardı. Yani bundan kastım bilgi kurumların, markaların elinde değildi ve her “.com” adresi sadece enformasyona yönelik evriliyordu. Peki, ne değişmiş olabilirdi?

Hepimiz Sosyal Medyanın Asla Özgür Kalamayacak Köleleriyiz

Arama motorları bir elin parmaklarından azdı, kişisel bilgilerin önemi yoktu, ne aradığımızın önemi daha çoktu. Bilgiye ulaşabilmemiz için kim olduğumuzun, ne işle uğraştığımız sorgulanmıyor ve hakkımızda kimse bize can sıkıcı sorular sormuyordu. Daha da önemlisi biz bu bilgileri “bir sosyal topluluğa üye olmak için” kullanmak zorunda kalmıyorduk. Çünkü sosyal topluluğun çevrimiçiortamda bir varlığı olmasının önemini bilmiyorduk.

Sosyal kölelik ve internet

Yazılım ve teknoloji devleri kendi çatıları altında topluluklar oluşturmanın gelirlerini artırabileceğini Facebook gibi sosyal yapılar sayesinde öğrendiler. Küresel anlamda herkese ulaşabilen internet olgusu aslında kapital olarak büyük bir potansiyel taşıyordu. Neden bu “daha çok para kazanabilme”şansını tepsinlerdi ki? Sonuç olarak insanları sosyal medyay bağlamak onlara PC satmaktan daha kolay ve belki de karlıydı. Bu yüzden aynı ilgi alanlarına sahip ya da belli topluluklara dahil olmayı isteyen kitleleri bir araya getirmekte bir beis görmediler. Her şey 2003 yılında LinkedIn ile başladı. Kurumsal profesyoneller yönelik bu sosyal platformu 2004 yılında müzik tutkunları için MySpace, genel ilgi alanları için Facebook, resim paylaşımı için Flickr ve haber paylaşımı için “digg” izledi.

 

2005 yılında Reddit ve Youtube daha farklı ilgi alanlarına hitap ettiler. 2007’de Twitter, 2010’da Instagram derken işin ucu biraz kaçtı. Potansiyel parçalara bölünerek şirketleri gelir çıkmazı içine soktular. Bu yüzden de büyük şirketler satın alamadıkları mecraların benzerlerini yaparak, kullanıcıları markalarının altına çekmeye çalıştılar.

Birinin diğerinden farkı ne?

Bu noktada en güzel örneği bir tez konusuymuşçasına Facebook’u izleyerek görebiliriz. WhatsApp ile başlayan Facebook’un sosyal medya kuruluşlarını yutma alışkanlığı daha sonra Instagram ile devam etti. Google YouTube’u bünyesine katarken Microsoft LinkedIn ve Skype’ı satın aldı. Twitter Periscope’u alırken bir de baktık ki, sonuç olarak büyük şirketlerin bütünleştikleri sosyal medya servisleri aslında birbirlerinden çok da farklı hizmetler vermiyorlar.

Hepimiz Sosyal Medyanın Asla Özgür Kalamayacak Köleleriyiz 

Özgür internet bir hayal mi?

Gelelim bu işin kullanıcı tarafına. Her bir kullanıcının cep telefonuna bakarsanız aslında bu uygulamaların hemen hepsinin cihazlarda olduğunu görebilirsiniz. Bugün WhatsApp kullananFacebook Messenger ve Skype’da kullanıyor. Facebook kullanıcıları bir şekilde LinkedIn üyesi ve Twitter uygulamalarından da faydalanıyorlar. Yani büyük şirketler toplulukları bölmeyi başaramadıkları gibi, onları farklı uygulamalara mahkum ettiler. Bir uygulama kullanarak onu sabit bir alışkanlık haline getirmelerine izin vermediler. Sonuç olarak kitlesel iletişimi sürdürülebilir kılmak adına bize düşen cihazlara uygulama doldurmak oldu.

Özgür internet kavramı tamamen yanılsamadan ibaret

Özgür internet aslında bu değil. Bu bize verilen gazla büyük şirketlere daha hale geldiğimiz anlamına geliyor. Sanal olarak yarattığımız sosyal etkileşimden çıkmamak adına kişisel bilgilerimizi, resimlerimizi, özel hayatımızı ortalığa saçıp daha da köleleşmekten öteye geçemiyoruz. Bir amaca yönelik olarak sadece bir tek mobil uygulama, web sitesi ya da PC programı kullanmamamızın tek sebebi bağımlı olduğumuz sosyal medya uyuşturucundan kaçamıyor olmamız. Bu durumda bize ait ne var ne yoksa şirketlere sermaye olarak dönmesini de durduramıyoruz.

Bugünkü internet etkinliğimiz aslında bakkala başka, süpermarkete başka, işe başka arabayla gitmeye benziyor. Aynı amaç için farklı araçları kullanmaktan daha farklı bir şey yapmıyoruz. 

  • Paylaş:
  • Mail olarak gönder
  • Whatsap'tan gönder
  • Twitter'dan Paylaş
  • Facebook ile Paylaş
  • Google+ ile Paylaş